Çoğumuzun televizyon tarihi’nin ses getiren yarışma programı: “Benimle dans edermisin?“ ile tanıdığı fakat profesyonel çevrelerce Türkiye ve Dünya’da kabul görmüş bir isim Uğurkan Erez. Kendi değimi ile; Yetmiş milyonluk Türkiye’de 7-8 koreograf’tan biri. Bir marka, öğretmen, köşe yazarı, işletmeci ve büyük bir sanatçı…

Uğurkan Erez imzasını, Christian Dior, Kenzo gibi bir çok yabancı modacının, Adidas, Lee Copper, Yards gibi markaların, New York ve Hong Kong Fashion Week gibi moda haftalarının, Best Model ve Elite model look organizasyonlarının koreografilerinde rahatlıkla görmek mümkün. Ayrıca burada sayamadığımız onlarca organizasyon ve defilede Uğurkan Erez imzasını taşıyor. Son olarak Erez, 6 Kasım’da düzenlenen Ege İhracatçı Birlikleri moda tasarım yarışması Şehirli Gözde‘nin defile koreografisini üstlenmiş durumda.
Gelin, dilerseniz Uğurkan bey’in ağzından profesyonel hayatını, köşe yazarlığını, nasıl marka olduğunu, sosyal medya ile ilişkisini ve mankenlik hakkında görüşlerini dinleyelim…
Yarışma sayesinde artık beni bütün Türkiye tanıyor.
YB- Türkiye’de “Uğurkan Erez” denildiği zaman profesyonel çevrelerdeki algı ile halk arasındaki algısının farklı olduğunu görüyoruz. Halk arasında belirli bir kesim sizi halihazırda “modacı” zannediyor… Bunun sebebinin sizi halk ile tanıştırdığını düşündüğüm “Benimle Dans Eder misin?” yarışması olduğunu söyleye bilirmiyiz? Yoksa daha çok podyuma yaptığınız işlerle kamera karşısında görünmeniz mi buna sebep?
Uğurkan Erez - Uzun yıllardır moda sektöründe çalıştığım için böyle bir kavram karmaşası oluşmuş olabilir. Ben de size katılıyorum. Yarışmanın çok büyük etkisi var tanınmamda. Beni eskiden, sadece sektördeki kişiler tanırdı. Şimdi bütün Türkiye tanıyor ve çok güzel tepkiler alıyorum.
İşkolik, Otoriter ve Mükemmelliyetçi
YB - Uğurkan Erez markasını Miss Turkey ve Best Model gibi önemli organizasyonların sac ayağında sıklıkla izliyoruz. Ayrıca Christian Dior, Lecoanet Hemant, Kenzo gibi yabancı defilelerin yanı sıra Cemil İpekçi, Cengiz Abazoğlu, Yıldırım Mayruk gibi önemli bir çok isimle de çalıştınız. Bu kadar aranan ve marka olmayı başarabilmiş bir koreograf olmanızın ardındaki sır nedir?
Uğurkan Erez -İşimi çok sevmem ,yaratıcı gücüm ve disiplinim diyebilirim.Beni, birlikte çalıştığım kişilere sorduğunuzda alacağınız cevap; işkolik,otoriter ve mükemmeliyetçi olur. Bu tür organizasyonların içerisinde olmam da, bu özellikleri taşımamın etken olduğunu düşünüyorum. . Ben yirmibeş yıldır işimde kabul görmüş bir marka olmayı ve olmaya devam ettirebilmemi bunlara borçluyum.
Mankenliğin Formülü: Fizik + disiplin + karizma + zeka
YB- Kariyeriniz boyunca pek çok manken yetiştirdiğinizi biliyoruz. Bunların arasında Ece Sükan ve Yüksel AK gibi isimler de var. Bu kadar iyi işler çıkarmış bir öğretmene “mankenliğin standardı nedir ?” diye sorsak…
Uğurkan Erez- Ben size önce “manken nedir?” onun tarifini yaparak istiyorum.. Fizik,disiplin,karizma ve zeka.Bu özelliklere sahip, manken olmak isteyen bir kişinin manken olmaması için bir sebep yoktur..
Bizim ülkemizde popüler olmak biraz magazinel olmakla eşdeğerdir
YB- Sektörün kalbindeki bir isim olarak size sormak istiyorum; Neden Türkiye’de mankenlik magazinel bir jargon ile anılıyor ? İyi manken popüler mankenmidir ? Sonuçta bir ürün lansmanına çağırıldığında, peşinden kamera ordusu götürebilen bir isim, amaca hizmet eden, doğru bir seçim gibi görünüyor. Ne dersiniz ?
Uğurkan Erez – Mankenlerin magazinel olması tüm dünyada geçerlidir. İyi manken,popüler manken demek değildir. Ben yıllardır defilelerimde Türkiye’nin en iyi mankenleriyle çalışmaktayım. Fakat onlar,herkesin tanımadığı işi sadece mankenlik olan kişilerdir. Bizim ülkemizde popüler olmak biraz magazinel olmakla eşdeğerdir. Firmalarda ürün tanıtımlarında basında daha çok yer alabilmek için popüler isimlerle çalışmak istemektedirler. Bu açıdan bakarsanız da firma için doğru seçimdir.
YB- beğendiğiniz ve çalışmaktan keyif aldığınız mankenler kimler ?
Uğurkan Erez- Ben bütün mankenlerle çalışmaktan keyif alıyorum.
Çok büyük Projelere imza atacağım
YB- Ekranlardan tanıdığımız Uğurkan Erez; çok keyifli, sempatik, enerji dolu ve bunun yanında da dobra bir insan… Bir gün gazeteyi açıyoruz ve bu keyifli insan’ın kanser haberini okuyoruz. Şahsen ben haberi okuduğumda sizinle hiç ilintilendiremedim, inanamadım.. Neyse ki o da yaptığı yanlışın farkına varmış ve sizi hemen terk etmiş. Bu vesile ile size bir kez daha geçmiş olsun demek istiyorum. Yaşadığınız bu tecrübeden sonra hayat algınız, beklentileriniz değişti mi?
Uğurkan Erez – Artık günlerimi daha uzun ve dolu dolu yaşıyorum. Yapmak istediklerimi bahaneler bularak ertelemiyorum. İşimle ilgili olarak da, ikinci hayatım diye ifade ettiğim yeni dönemde çok büyük projelere imza atacağımı şimdiden müjdeleyebilirim.
YB – Uğurkan bey, ben de bir blog yazarı olarak HaberTurk gazetesi’ndeki köşenizi keyile takip ediyorum. Eminim benim gibi bir çok okurumuz da her hafta Pazar günü’nün gelmesini sabırsızlıkla bekliyordur. Yeni köşenizde ki yazarlık tecrübelerinizi bizimle paylaşırmısınız? Francis Bacon; okuma’nın insanı geliştirdiğini, yazma’nın ise olgunlaştırdığını söyler. Sizce yazmak mı? Yoksa okumak mı daha keyifli ?
Uğurkan Erez- İkisini birbirinden ayıramıyorum. Yazmayı da okumayı da çok seviyorum. Bambaşka dünyaların kapılarını açıyorlar bana.
Facebook beni, eski arkadaşlarımla buluşturdu !
YB- Son zamanlarda ülkemizde de ciddi bir akımı temsil eden sosyal medya ile aranız nasıl? Takip ettiğiniz blog’lar veya sosyal ağlar var mı?
Uğurkan Erez- Daha önce ilgilenmemiştim. Ancak Facebook‘a yeni girdim. Buna sebep de sahte bir Uğurkan Erez’in ortaya çıkmasıydı.. Ama şimdi çok keyif alıyorum, eski arkadaşlarımla buluşturdu bu site beni
İzmir’e Paris Tarzı
YB- İzmir Alsancak’ta açacağınız A la mode Cafe’yi bize biraz anlatır mısınız? İşletmecilik fikri sizi nasıl cezbetti? Cafe’nizin konsepti nedir ?
Uğurkan Erez- Cafe açma fikri yıllardır vardı bende. A la mode Cafe , .daha çok cafe bar ve brasserie, Paris tarzı. Üst kat tamamen bar,insanların iş çıkışı gelip sohbet edebileceği bir yer. Alt kat ise, öğlen bayanların ve iş yemeği için gelenlerin faydalanabileceği bir mekan. Önümüzdeki açık alan, havanın güzel olduğu ( ki İzmir’de hep öyle ) zamanlarda kullanılabilecek bir bölüm.
YB- İlginize ve samimiyetinize çok teşekkür ederim.
Uğurkan Erez- Ben teşekkür ederim, bu güzel röportaj için.
Uğurkan bey‘e bir kez de okurlarımız adına teşekkür ediyor, yoğun mesaisi arasında büyük bir alçakgönüllülük göstererek sorularımızı yanıtladığı için kendisine sevgi ve saygılarımızı yolluyoruz.
Hatırlatma: Bu röportaj’dan kamuyu bilgilendirmek adına yazburaya.com sitesi kaynak gösterilip, bu sayfaya aktif bağlantı verilerek kısmen alıntı yapılabilir. Aksi halde ilgililer hakkında tüm yasal haklarımız saklıdır.
İlginizi Çekebilir











Tebrikler çok güzel bir röportaj olmuş…