Küresel sermayeciler iyi bilir:
Bir ülkeye yabancı yatırım geldiğinde, bunun adı 21. yüzyıl jargonunda Küresel Sermaye’dir. Ne kadar affilli bir kelime öbeği değil mi? “Küresel Sermaye“.
Küresel, Dünya’nın geometrik şeklinden ilham alarak, ülkelerin tek yürek, tek bilek olduğunu niteleyen, herkesin birbiri için birşeyler yaptığı, toplumların sorunlarını beraber çözdüğü, açlık ve yoksullukla mücadele için çok olandan az olana sermaye akışı sağlayıp, iş imkanı yarattığı güzel bir dünya terimi..
Şimdi gelin bu güzel Küreselcileri yakından tanıyalım:
Malum küreselcilerden biri, Afrikaya gidiyor. Bakıyor ki bu bölgede açlık sefalet var! Aman Allahım ne yapmalı? diye düşünüyor.. Çözüm olarak: “Hemen bir işletme kurar, insanlara iş imkanı yaratır, karınlarını doyururum” diyor.
Nitekim öyle de yapıyor. Kalkıyor geniş araziler satın alıyor. Çay ekiyor; sonra binlerce insanı çay toplama, ekme biçme işinde çalıştırmaya karar veriyor. Hemde inanılmaz bir rakama.. Günde 1$ yani yaklaşık 1 TL 60 kuruş. Kendi ülkesinde ise aynı işi yapmak için saatlik 10 Euro para ödemesi gerekiyor küreselcimin. Üstelik sosyal güvence altına almalı avrupalı işçisini.. Daha da enteresanı günde 8 saatten fazla çalıştıracaksa mesai ödemeli.. O da en fazla 2 saat… Oysa Afrikalı çalışkan işçim, gün doğumundan, gün batımına ne bir mesai, ne bir sosyal güvence gütmeden çalışıyor. Üstelik hepi topu 1 Amerikan Doları’na..
Peki bu muhterem Küreselci, aldığı onca araziyi ülkesinde almaya kalksa ne olurdu? Örneğin Fransa’da 1 dönüm arazi bedeli yaklaşık 75 bin avro… Peki bu yakışıklı küreselcim ürettiği çayı ne yaptı? Avrupa’ya ihraç etti… Afrika’nın toprağını, iş gücünü kullandı. Yağmurlarla beslenen verimli arazileri satın aldı, çayını üretti, ihracatını yaptı. Peki Afrikalıma ne oldu?
Şimdi küreselcim, böyle bir yağ bulmuşken ekmeğini kuru kuru yer mi? Afrikayı başı boş bırakır mı? “Tamam, hadi ben gidiyorum. Sömürgeleşme süreci bitti.” der. Aslında süreç bitmemiştir. Sadece kabuk değiştirmiş ve kendisine yeni bir isim bulmuştur: “Küreselleşme”
Elindeki bu ucuz iş gücünü ve üretim maliyetlerini korumak adına halkın ve ülkenin başını kalabalık, cebini boş tutmak gerekir. Cebi boş olsun ki 1$’a burun kıvırıp 2$ istemesin. Bir çok işsiz olsun ki “Bak millet işsiz, sen haline şükret” dedirtebilsin. Yönetimlerinin eline oyuncak versin ki “Kardeşim noluyor? Bu adam benim toprağımı ekip, biçti. Benim işgücümü sömürdü kesesini doldurdu. Ben, hala eski ben.” demeye fırsatı olmasın…
Son Söz:
Liberya; Yönetim şeklinden, bayrağına kadar Amerika’nın kopyası ve ilk bağımsızlığını kazanan Afrika ülkesi.. Liberya, ciddi güvenlik sorunları yaşıyor. Ülkedeki iç savaş Fildişi Sahilleri’ni, Sierre Leone’yi ve özellikle de Gine ve Gana’yı etkilemeye devam ediyor. Yıllardır devam eden iç savaş süreci ülkenin altyapısını bitirme noktasına geldi. Ülke, bu haliyle dış yardıma muhtaç. Ülkenin 3 milyonluk nüfusu 16 yerel etnik grup ve çeşitli yabancı azınlıklardan oluşmakta. Liberya, %85 işsizlik oranı ile dünyada lider.
Teşekkürler Küreseller…
NOT: Bu yazı tamamen kurgudur. Kesinliği ve doğruluğu garanti edilemez… En doğru bilgi için Afrikayı ziyaret etmeyi düşünebilirsiniz.
İlginizi Çekebilir










