Buldumbuldum.com’u keşfedin !

21 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Keyif Alanı

Bundan yaklaşık 4 ay kadar önce tesadüfen rastladığım buldumbuldum.com‘dan sizleri de haberdar etmek istiyorum.

Haberdar etmek istiyorum çünkü müşteri odaklı çalışan ve gayet kurumsal, kurumsal olduğu kadar da samimi bir alış-veriş sitesini hepinizin tanımasını arzuluyorum.

Yukarıda okuduğunuz bu giriş paragrafı size bir advertorial okuyacağınız izlenimi yaratmış olabilir, ancak inanın ki bu yazının manşetten duyurulmasındaki temel amaç, klişeleşmiş alış-veriş sitesi mantığını aşmış, farklı bir konsept’de 500′den fazla ürünle karşınıza çıkan ve son derece eğlenceli bir marketing hizmetini tanıtmak.

Diyelim ki sevdiğiniz birine farklı birşeyler armağan etmek istiyorsunuz. Yada daha basiti: odanıza renk katacak ve görenlerin: “aaa Cengiz nerden buluyorsun böyle enteresan şeyleri”  diyeceği bişeylerin peşindesiniz.  İşte tam bu noktada buldumbuldum.com devreye giriyor ve sizi binlerce site gezmekten, “ne hediye alsam” başlığı altındaki sıkıcı ve yorucu muhabbetlerden, “bir kıza/erkeğe ne alınabilir ki” sorunsallarından çekip kurtarıyor.

Henüz bir yaşını yeni doldurmuş buldumbuldum.com, farklı ülkelerden getirdiği yüzlerce yaratıcı ve farklı ürünü müşterileri’nin beğenisine sunuyor.  Bu ürünler arasında uçan saatler, mağdur bıçaklıklar, radyolu gözlükler ve poşet çay sıkma makinaları gibi çılgın tasarımlar da mevcut.

Dilerseniz telefonla sipariş, kapıda nakit ödeme, bir haftalık beğenme garantisi gibi alış-veriş alternatiflerinden de faydalanabileceğiniz bu keyifli siteyi tecrübe etmenizi hararetle tavsiye ediyor ve sizleri buldumbuldum.com ile başbaşa bırakıyorum…

Tıkla ve tadını çıkar..  BULDUMBULDUM.COM

Babylon 10. Sezonu açıyor

28 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Keyif Alanı

Kurulduğu 1999 yılından beri bir çok sanat etkinliğine ev sahipliği yapan Babylon, 29 Eylül Salı günü 10. sezonu ile müdavimlerine kapılarını açıyor.  Bu keyifli açılışı kaçırmamak için elinizi çabuk tutmanızda fayda var.

İstanbul / Beyoğlu’ndaki canlı müzik ve sanat’ın devinim merkezi, kapılarını Pazar ve Pazartesi günleri hariç, hafta içi 21:00 hafta sonları ise 22:00′de sanatseverlere açıyor.

Dünyanın en prestijli caz dergisi Down Beat tarafından iki kez “Dünyanın en iyi caz kulüpleri” listesine giren Babylon‘u hala tecrübe etmediyseniz 10. Sezon açılışı sizler için keyifli bir fırsat olabilir.  Meraklıları için 29 Eylül gecesi saat 22:00′den sabah 03:00′e kadar sürecek eğlencenin bilet fiyatları Ayakta 25 TL  Öğrenci ise 15 TL .

Dr. ADAM ile keyifli bir sohbet

02 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Keyif Alanı

Takipçilerimiz hatırlayacaktır. Kısa bir süre önce Fethiye Letoonia‘da geçirdiğim keyifli tatil maceramı sizlerle paylaşmıştım. İşte bu keyifli tatilin sac ayaklarından biri de animasyon ekibi ve onun mimarı Mr. Adam.

Şimdi sizlerle bu keyifli animasyon ekibinin yönetmen ve rejisörü Dr. Adam ile yaptığım kısa ama enteresan sohbeti aktaracağım. Ama önce Adam’a kısa bir teşekkür metni yazmak istiyorum.

Dear Adam;

Thanks  for your friendship. I am very happy to recognized you and i hope to be able to see you again. Take care my friend :)

Bay Adam, yaklaşık 8 sezondur Letoonia‘da gösteriler organize ediyor. Son üç sezondur Fethiye’de görev yapan Adam, daha önce’de Belek Letoonia‘da konuklara hoş dakikalar yaşatmış.  Sadece yaz sezonlarında Türkiye’de bulunduğu için Türkçesi orta seviyede. (Aslında bu kendi tabiri. Bence gayet iyi Türkçe konuşuyor.)  Lafı fazla uzatmadan yarı Türkçe, yarı ingilizce yaptığımız söyleşimize (interview)  geçmek istiyorum.

Saat 23:30 civarı (11:30 pm) Agora bar’ın önünde oturuyoruz. Adam yanımıza geliyor… Daha önceden randevulaştığımız (for appointment) için burda buluşuyoruz. Show bitmiş, ortalık bir nebze sakinleşmiş…

Biraz kendisinden bahsetmesini istiyorum. Adam: Endonezya’lı olduğunu ve burda üniversite eğitimini tamamladıktan sonra sahne sanatları için Viyena’da eğitim gördüğünü anlatıyor. (gülerek) 45 yaşında ve 25 yıldır bu mesleği yaptığını da sözlerine ekleyen Adam,Türkiye’ye gelmeden önce İtalya, Yünanistan ve Tayland gibi ülkelerde çalıştığını ayrıca Avusturya’da doğan (born in Austria) CLUB DiDO ‘da (çok büyük bir şirket olduğuna vurgu yapıyor) görev aldığını belirtiyor.

Adam, 1990 yılında Türkiye’ye geldiğini ancak sürekli Türkiye’de sürekli duramadığı için çok fazla pratik yapma şansı bulamadığı Türkçesi’nin biraz bozuk olduğundan yakınıyor.  6 dil bilen Adam‘ın portföyünde Arapça, İspanyolca, İtalyanca, Almanya ve Fransızca gibi pek çok dil var. Hem Antalya, hem de Fethiye’de çalışmış olan Adam’a iki tatil beldesini kıyaslamasını rica ediyorum. (Which one is the best? Antalya or Fethiye) Adam bu iki güzide tatil beldemiz için Antalya’da daha genç müşterilerin olduğunu, Fethiye’nin ise biraz daha orta yaşlı insanlara hitap edebileceğini belirtiyor.

Bu mesleği neden seçtiğini sorduğum Adam, Yapmak istediği ve keyif aldığı bir meslek olduğu için bu alana yöneldiğini ve herkesin keyif aldığı işte başarılı olabileceğini savunanlardan. İşinin zor olduğunu inkar etmeyen üsta şovmen, “Kimsenin işi kolay değildir ancak yaptığınız iş sevdiğiniz iş ise yani yapmak istediğiniz şeyi yapıyorsanız zorluklar sizin için problem olmayacaktır.” görüşünde.

Konuşmamızdan Türkiye’yi çok sevdiğini öğrendiğimiz Adam‘ın gezdiği bir çok ülke arasında Türkiye’nin ayrı bir yeri var. Türk insanını nazik ve cana yakın bulan Adam, sözlerinin kompliman olmadığını özellikle belirtiyor. (Adam says: This is not a compliment)  Kendisine Türk insanının yaptıkları şovlara nasıl reaksiyon gösterdiğini soruyorum. Cevabı ise ilginç: Adam, Türk müşterilerin monotonluktan haz etmediklerini, sürekli değişiklik beklediklerini ve espiri anlayışlarının çok daha yüksek standartlarda olduğunu anlatıyor.  Örneğin bir Alman müşteriyi güldürmek için bir etek ve bir peruk ile düzenlenen show’un yeterli olacağını fakat Türkler için çok daha fazlasının gerektiğini sözlerine ekliyor.

Türkiye’de Avrupa Yakası dizisinin beğendiğini, çok kaliteli, akıllıca ayrıca çok da yaratıcı bulduğunu belirten Adam; gişe’de rekorlar kıran Şahan Gökbakar’ın Recep İvedik karakterinin de başarısından haberdar.  Avrupa Yakası’nda Burhan ve Şahika karakterlerine vurgu yapan ve oyunculuklarının çok iyi olduğunu söyleyen Adam, bunları baz alarak Türkiye’de insanları güldürmek için iyi işler çıkarılması gerektiğinin de farkında…

Adam ile ekibinden bahsediyoruz. 45 kişilik bir ekibi olduğunu ve bunların bir kısmının Türk, bir kısmının da yabancılardan oluştuğunu anlatıyor. (tabi bize göre yabancı) Farklılık için yabancıların önemli olduğunu söyleyen usta sovmen, genelde işletme sahiplerinin daha az bir kadro istediğini ancak kendilerinin başarısına şahit olduklarında kodronun öneminin farkına varıldığına dikkat çekiyor.

Adam’a göre bütünü oluşturan parçalar çok önemli. Zira kendisi Fethiye’ye geldiğinde artan ilgi neticesinde gösteri yaptıkları tiyatronun büyütülmesini sağlamış. Şimdi 800 kişilik bir amfi’de şovlarını sergileyen ekip, her akşam tıka-basa doldurdukları tiyatro ile gurur duyuyor.

Adam’dan gerçek bir hikaye..

Adam ile yaptığımız keyifli sohbetin satır aralarına karışmış, küçük ama nüktedan bir hikayeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum…

Bütünü oluşturan parçalardır” gerçekliğinin gölgesinde gerçek ve etkileyici.. Adam anlatıyor..

Çin’de kuşların çokluğundan rahatsız olan bir işletmeci, bu sevimli hayvanların popülasyonunu bulunduğu bölgede azaltmak, hatta yok etmek ister. Çünkü kuşlar, hem etrafa pislemekte hem de kendilerini rahatsız etmektedir.  Bu amaçla hazırladığı zehirli yemleri etrafa serpiştirir. Yemleri yiyen kuşlar bir bir  ölmeye başlar. Bir müddet sonra adamın istediği olur.. Bölgede kuşlardan eser kalmamıştır.

Derken, kuşların varlığında farketmediği bir gerçekle yüzleşir… Toprak solucanları… Daha önceleri kuşların yediği bu canlılar, şimdi onların yokluğunda sayılarını arttırmış ve bölgeyi tamamen istila etmişlerdir. Bu durum o kadar rahatsız edicidir ki adam, kuşları mumla aramaya başlar…

Bu hikayeden de anlaşılacağı gibi bütünü oluşturan her parçanın ayrı ayrı önemi var.. Adam’ın da bu öyküyü bizimle paylaşmasındaki temel gerekçe de tam olarak işte bu..

Muhteşem bir tatil cennetini, kaliteli hizmet, kusursuz bir doğa ve misafirlere keyifli dakikalar yaşatan güzide bir animasyon ekibi ortaya çıkarıyor. Eğer sizin de yolunuz bir gün Fethiye Letoonia‘ya düşerse denizin ve doğanın keyfini çıkarın. Akşamları ise Adam yönetimindeki animasyonları izlemeyi sakın unutmayın…

Adam’a güzel sohbeti için tekrar teşekkür ediyor, hepinize keyifli bir yaz diliyorum.. Esen kalın.

Magic Place: Letoonia Club Hotel

26 Haziran 2009 Yazan admin  
Kategori Keyif Alanı

Tatil anlayışınız keyif, huzur ve eğlence kombinasyonundan oluşuyorsa eminim bu yazıda paylaştığım tecrübem ziyadesi ile ilginizi çekecektir. Çünkü bu yazı, Letoonia Fethiye‘de yani mavi ile yeşili buluşturan köklü bir club otelde geçen keyif dolu bir haftayı anlatıyor…

Haziran ortasında valizimi toparlayıp Fethiye’ye doğru uzun bir yolculuğa çıktım.  Açıkçası iki otobüs değişme gerekliliğim ve uçak gibi bir alternatifimin olmayışından ötürü biraz mızmızlanarak çıktığım bu seyahatin sonunda Fethiye otogarına vardım.

…Şimdi bir film hayal edin; Hani havaalanı’nda yabancı bir eyalete veya ülkeye giden adamı; elinde beklediği kişinin ismi yazılı bir dövizle karşılayan biri olur ya.. İşte o misal Fethiye otogarın’da ismimin yazılı olduğu bir dövizle karşılandım.  Benim ve beraberimdeki arkadaşımın valizleri alındı. Her ne kadar sabah saatleri de olsa sıcak bir güne uyanmış Fethiye’de kliması önceden çalıştırılmış bir araçla, otelinize transferinizin gerçekleştirilmesi gerçekten büyük bir keyif ve ayrıcalık unsuru…

Bahsettiğim bu ayrıcalık hissi, otele varıp valizlerinize dokunmadan resepsiyona ilerlediğinizde de sizi takip ediyor. Güleryüzlü bir ekip tarafından karşılanmanızın yanı sıra check-in için beklerken saat 9 civarı açılan bardan aldığınız içkinizi, eşsiz bir manzarada yudumlamanız ile bir anda tatil moduna girdiğinizi anlıyorsunuz. Rahat, bambu koltuklarınızda oturup, yeşil ve mavi’nin aşkına tanıklık ederken odanızın hazırlandığını cep telefonunuzu arayan resepsiyon görevlisinden öğrenmekte cabası…

Çok sevimli mini bir servis aracı ile son derece geniş bir alana sahip otel’in “Fener burnu” kısmındaki bize ayrılan odaya doğru keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz. Vardığımızda valizlerimizi oda kapımızda buluyor ve içeri giriyoruz.  Odamızda mini barımız, kasamız, klimamız, televizyonumuz, saç kurutma makinamız ve temiz havlularımızı,  truncu tonda döşenmiş ve yeşile açılan pencerelerinden kuş sesleri gelen konfor ve huzurun adeta elle tutulur hali ile tanıştığımız odamızda buluyoruz.

Sıra geldi keşfetmeye…

Abartıyorum gibi gelebilir ancak gerçekten büyüleyici bir atmosferde, doğası korunmuş, yarımada üzerine inşaa edilmiş, üstelik mitolojik bir dokusu olan muazzam bir tesise gitseniz eminim siz daha da fazlasına tanıklık ederdiniz.

Otelin tam ortasında, muhtelif yerlerde olduğu gibi  çok hoş bir mitolojik heykel var… Apollo ve Daphne

Rakamlar verip, yazının büyüsünü bozma niyetinde değilim ancak 3 açık, bir de kapalı havuza ek olarak, 3 ayrı plajı olan tesiste eğlenceli dakikalar için 3′te su kaydırağı bulunuyor.

Yeme, içme konusunda da son derece cömert olan Letoonia;  her yerde bulabileceğiniz barlar, açık büfe ve  a la carte restaurantlar ayrıca atıştırmalık snack’ler ile her türlü ihtiyacınıza cevap verir nitelikte.   Unutmadan belirteyim; barlara yolunuz düştüğünde Virgin Colada kokteylini, sabah kahvaltılarında kivili yoğurdu ve akşam yemeklerinde Moonlight restaurantı mutlaka tecrübe edin. Sabah 9′da  Panaroma Bar‘dan rezerve ettirip, akşam yemeği için gidebileceğiniz Balık Restaurant‘da romantik dakikalar için ideal…

Letoonia‘da malesef sıkılmak gibi bir alternatifiniz yok. Akşam yemeklerinden sonra meydanda bulunan tiyatroda Dr. Adam yönetimindeki animasyon ekibinin şovlarına tanıklık edebilir, akabinde havuzbaşında canlı müzik dinleyebilir, gecenin ilerleyen saatlrinde ise disko‘da kurtlarınızı dökebilirsiniz. :) Hatta şansınız varsa şampanya plajında bir plaj partisine bile denk gelebilirsiniz… Tabi bütün bunlar için gün içinde deniz bisikleti, kano, yamaç paraşütü, jet sky, banana, okçuluk, mini golf yada tenis veya basketbol gibi etkinliklerde tüm enerjinizi tüketmemiş olmanız gerekli :)

Daha fazlasını, mesela Türk kahvesinde nargile keyfini, Sushi restaurantını, sauna, spa ve Türk hamamı gibi daha pek çok alternatifi yaşamanız için sizlere de Letoonia Fethiye keyfine davet ediyor ve şarkıda da dediği gibi: This is a magic place Hotel Letoonia diyorum. :)

Letoonia, thanks for everything.

Thanks in other languages:

спасибо / danke / terima kasih / grazie / merci   LETOONIA

Letoonia web sayfalarıhttp://www.letooniaresorts.com/

Rezervasyon: 444 0 280  (İstanbul / Muğla / Antalya)

Venedik’te Aşk ve Tatil Rehberi

22 Mart 2009 Yazan admin  
Kategori Keyif Alanı

İtalya’nın ada şehri Venedik, Adriyatik içinde, 118 adacığı ile eşsiz bir doğa harikası. Bu eşsiz kentin adacıkları yaklaşık 400 köprü ile birbirine bağlanmakta ve ulaşım imkanları sadece deniz yolu ile sınırlı…  Zira 170 kanalın bulunduğu Venedik’te motorlu kara taşıtlarına izin verilmiyor.

Venedik

Bu mistik kentin tarihi dokusu ve coğrafi özellikleri bir çok film ve belgesele konu oldu. Venedik’te nufusun büyük çoğunluğu, şehrin gördüğü bu yoğun ilgi neticesinde geçimini Turizim’den elde etmekte. Bazı dönemlerde günlük 100 bin turisti konuk eden şehirde hiçbir dönem turist yokluğu yaşanmıyor.

Venediğe Tren yolu ile ulaşırsanız 1846 yılında inşaası biten Santa Lucia Tren İstasyonu ile tanışacaksınız. Yazımızın başında da bahsettiğimiz gibi şehirde gezintiye çıkmak için tek alternatifiniz deniz yolu, yani Gondollar.

venedik

Gezintinizde denizle buluşan merdivenler ve 18. yüzyıl Neo-klasik Üslup ile inşaa edilmiş eserlere rastlamanız mümkün. Ayrıca Roma imparatorluğunun mimari eserleri ve barok uslup ile şekillenmiş Santa Maria di Nazareth Kilisesi’de mutlaka görülmesi gerekenler arasında. Şehirde Rönesansın etkileri hemen göze çarpmakta. Bunun en çarpıcı örneği: Plazzo Vendramin Calergi’yi gezi planınıza almanızda fayda var.

Gondol

Şehirde Gondol kiralayıp küçük bir tura çıkarak keyifli ve romantik dakikalar geçirmeniz mümkün. Bu muhteşem aşk şehrinde, gün batımını hafif hafif sallanan bir gondol’da Büyük Kanal’dan izlemek unutulmaz bir tecrübe olacaktır.

venedik

Bir deniz kenti olan Venedik’te en iyi yemek tercihi Balık olacaktır ancak Turistlerin yoğun olduğu bölgelerde fiyatların oldukça astronomik olduğunu hatırlatalım. Özellikle St.Marco civarında… Daha makul fiyatlarla şehirde balık keyfi için yemekte ara sokaklardaki işletmeleri tercih etmenizi, siparişten önce Balığınızı görmenizi ve gelen hesabı mutlaka kontrol etmenizi öneririz.

Venedik manzarası

Venedikte her yıl Paskalya’dan 40 gün önce Geleneksel bir karnaval düzenlenmektedir. Şubat ayında yapılan bu karnavallarda “sosyal statülere bağlı kalmamak ve sınıf farklarını kaldırmak için maske takma geleneği” şehirde hala yaşatılmaktadır. Ayrıca iki yılda bir düzenlenen Venedik Bienali’de ciddi bir film ve müzik organizasyonudur. Bu dönemde şehri ziyaret ederseniz hem muhteşem bir kalabalıkla, hem de güzel bir kültürel aktivite ile karşılaşacaksınız demektir.

festival

Ülkemizde’de etkisini gösteren ekonomik kriz sonucu  müşteri kaybetmek istemeyen Tur firmaları, ciddi indirimler ile sizi Venediğe götürebilir. Ancak seçim yaparken titiz davranmanızda ve her detayı önceden sormanızda fayda var. Son olarak Venediğin nispeten pahalı bir şehir olduğunu hatırlatır. Canal Grande yani Büyük Kanal’ı görmeden dönmemenizi tavsiye ederiz.

Sonraki yazılar »