Hadise

02 Şubat 2009 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Türkiyenin genç starı Hadise Kimdir ?

Nüfüs kaydına bakacak olursak Hadise 22 Ekim 1985 Belçika doğumlu Çerkez asılı Türk şarkıcıdır.  Ailesi aslen Sivaslı olan Hadise 2003 yılında Belçikadaki “POP IDOLyarışması ile ilgi odağı haline geldi. Ülkemizde güzelliği ile de ilgi çeken Hadise, popüler kültüre tüketeceği yeni ürünler sunmakta da gecikmedi.

Sweet, Stir me up, Deli Oğlan ve Düm Tek Tek gibi parçalar ile dinlenilirliğini arttıran Hadise, görsel olarakta meydanı boş bırakmadı. 2008 yılında Serdar Ortaç ile Düşman adlı parçada düet yapan Hadise, Aktüel, Esquire, Tempo ve Maxim dergilerine de kapak oldu.

2006 yılından beri Run ltd. menejerlik şirketi ve Süheyl Atay ile çalışmakta olan sanatçı, İlk konserini 2006 yılında İZMİR’de vermiştir.

Hadise

Ünlülerin gerçek isimlerini biliyormusunuz?

02 Şubat 2009 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Çoğu ünlü bulunduğu sektörde rahat anılmak, karizmatik olmak ve “akılda kalıcı” olabilmek için jenerik isimler  tercih etmekte. Bizde aradık taradık ünlülerimizin gerçek isimlerini bulduk. Buyrun:

MÜJDE AR: KAMİLE SUAT EBREM

AHMET ÖZHAN: AHMET ŞÜKRÜ KADIÖZ

AHU TUĞBA: TUĞBA ÇETİN

ASENA: ONUR ÇAKMAK

AYHAN IŞIK: AYHAN IŞIYAN

BANU ALKAN: RENKA BRONKAVİ

BÜLENT ERSOY: BÜLENT ERKOÇ

CÜNEYT ARKIN: FAHRETTİN CÜREKLİBATUR

DOĞUŞ: ORHAN BALTACI

EKREM BORA: EKREM ŞERİFUÇAK

FERDİ TAYFUR: TURHAN BAYBURT

GÖNÜL YAZAR: GÖNÜL ÖZYEĞİNER

KENAN PARS: KİRKOR CEZVECİYAN

KİBARİYE: BAHRİYE TOKMAK

MAHSUN KIRMIZIGÜL: ABDULLAH BAZENCİR

OKAN BAYÜLGEN: KAAN OKAN GÖRGÜN

ORHAN GENCEBAY: ORHAN KENCEBAY

PETEK DİNÇÖZ: DİĞDEM EZGÜ

SEDA SAYAN: AYSEL GÜRSAÇER

SEZEN AKSU: FATMA SEZEN YILDIRIM

YILDIZ KENTER: AYŞE YILDIZ

ALİŞAN: SERKAN BURAK

TEOMAN: TEOMAN FAZLI YAKUPOĞLU

İBRAHİM TATLISES: İBRAHİM TATLI

ŞENER ŞEN: ALİ HAYDAR ŞEN

Avrupa Yakasında Burhan Olmak: Engin Günaydın

19 Temmuz 2008 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Engin Günaydın

Burhan AltıntopBetimlemesi gayet zor bir zaat üzerinde birşeyler karalamak istedim bu akşam.

Engin Günaydını şahsen tanıma fırsatım olmadı ama soğuk bir camın ardından kendini keyifle izleten bir yabancı olarak ilk kez “Bir demet Tiyatro” da zabıta İrfan olarak hayatıma girdi diyebilirim. Gayet tabi Engin Günaydın için izlemiyordum, dönemin popüler tiyatral tv şovunu.. Asıl izlediğim “Mükremin abi” yani Yılmaz Erdoğandı. Hoş; şimdi izlediğimde hiç keyif alamadığım bir program olmasına rağmen o dönem kaçırdığımı hiç hatırlamıyorum. Engin abi (burdan sonra “abi” yaftasıyla zikredeceğim kendisini) İrfan karakterinde iken yine itici, yine soğuk bir adamdı. Hep rüşvet beklerdi ve genellikle bu rüşvet marketten aldığı gofretler olurdu. :) Ama keyifli adamdı İrfan.. Sıkmazdı seyirciyi. Yetenek yazardamıydı yoksa oyuncumu güzel lanse ediyordu karakteri ? O dönem çözemedim.

Daha sonra “Tarık Usta” vardı “Aşkım Aşkım” dizisinde.. Engin abi oynardı ama inanın ben o diziyi hiç ama hiç izlemedim. (Anlamsız buldum nedense..)

“Zaga” yı hatırlamayanınız yoktur. Engin abi orda da vardı ve skeçleri sadece onun için izlerdim.. Mükemmel bir performans.. Hele hava durumu sunarken yerlere yatardım resmen. Kendisi, Devamını oku

Muro kimdir? - Kurtlar Vadisi Pusu

27 Haziran 2008 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Mustafa 11 Şubat 1977’de Mersin’de doğan oyuncu Mustafa Üstündağ,  üstad Müjdat Gezenin Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü mezunu. Kocaeli Bölge Tiyatrosu, Kartal Sanat İşliği, MSM Oyuncuları sahnelerinde görev yaptı.

Pervasız Tiyatro ile yoluna devam etti. Tabii ki tiyatro ile sınırlı tutmadı kariyerini. Her ne kadar oyunculuğunu geçtiğimiz yıl atv’de yayınlanan ‘Yersiz Yurtsuz’ dizisinde Ferdi Tayfur’un oğlu rolüyle konuşturmaya başlasa da 12 Eylül’ü konu edinen ‘Zincirbozan’ gibi politik bir filmde Talat’ı başarıyla oynadı.

“Zeynep’in Sekiz Günü”nde (2007) ‘kentin kaybolmuşlarından biri’ dediği Ali rolüyle üçkağıtçı bir iz bıraktı izleyicide. ‘Emret Komutanım: Şah Mat’ filminde Sado tiplemesi de çok sevildi oyuncunun. Mustafa Üstündağ ‘Neredesin Firuze’, ‘Yarım Elma’, ‘Aşka Sürgün’, ‘Yolculuk’, ‘Bizim Aile’ ve ‘Yılan Hikayesi’ gibi yaklaşık 15 dizi, 6 film ve 12 tiyatro eserinde görev almasına rağmen fark edilmeyen ender oyunculardan.

Ta ki Kurtlar Vadisi Pusu’da rol alana kadar. Muro karakteriyle dizinin tutkunları arasında fenomene dönüşen Üstündağ, “Zeynep’in Sekiz Günü” filminden sonra Şan’ın ikinci filmi “Ali’nin Sekiz Günü”nde de rol almaya hazırlanıyor. Kariyerinde zirveye her geçen gün biraz daha yaklaşan Üstündağ, yönetmen Erden Kıral’ın İzmir Alaçatı’da çekeceği ve Nurgül Yeşilçay’ın başrolünde oynayacağı ‘Vicdan’ filminde de rol alacak.  

Devamını oku

Albert Einstein (1879-1955)

12 Haziran 2008 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Albert20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenen Albert Einstein, Görecelik kuramını geliştirmiş, kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar sağlamıştır. Kuramsal fiziğine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiği açıklamadan dolayı 1921 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür. (Nobel Ödülü’nün ve Nobel Komitesi’nin o zamanki ilkeleri doğrultusunda, bugün en önemli katkısı olarak nitelendirilen Görecelik kuramı fazla kuramsal bulunmuş ve ödülde açıkça söz konusu edilmemiştir.)

Hayatı

Albert Einstein, 1879 yılında Güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası Einstein & Cie adında bir elektrik fabrikası sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda sağlıklı bir çocuk olduğu anlaşıldı.1880 de ailesiyle Münih’e taşındı. Babası Hermann ve abisi Yakob burada Einstein&cie adında elektrik mühendisliği ile bir şirket kurdular. 1894 yılında ailesin iflası nedeni ile İtalya’ya taşındılar

Einstein: buluş ve çalışmalarındaki esin kaynağını ise kendisi: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklit geometrisi. Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!” sözleri ile açıklamıştır.

Lise öğrenimini 1894′te İsviçre’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi. Sırp asıllı Mileva Maric adlı bir fizik öğrencisi ile evlendi. Mileva, Einstein’nın 1905′te çıkardığı araştırmanın matematik hesaplarında yardımcı olmuştur.1921 yılında teorisi üzerinde çalışmak için New York’a gitti 1933 de hitler’in ırkçı politikası sebebiyle Alman vatandaşlığından çıkartıldı ve Amerika’ya gitti ve buranın vatandaşı oldu

1933 de Almanya’da Nasyonal Sosyalist Partisi’nin İktidar olmasıyla çalışmalarına izin verilmeyen 40 bilim adamı adına Mustafa Kemal Atatürk’e bir mektup yazarak onların Türkiye’de çalışmalarına devam etmelerini istemişti.Atatürk bu isteği kabul ederek İstanbul üniversitesi’nde çalışma imkanı tanımıştı

Bu Dönemde Einstein’a İsrail Başbakanlığı teklif edildi ancak kabul etmedi.Dr. Chaim Weizmann ile Kudüs Musevi Üniversitesini Kurdu.

1955′te yaşamını yitirene kadar bilim dünyasına pek çok katkıda bulundu. 1916′da yayımladığı “Genel Görelilik Kuramı”, 1921′de “fotoelektrik etki ve kuramsal fizik alanında çalışmalarıyla Nobel Fizik Ödülü’nü aldı.

Bern’de federal patent dairesinde görev aldı. Bu görevden arta kalan zamanlarda çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan problemler üzerinde bir çok araştırma yaptı. Önce atomun yapısı ve Max Planck’ın kuantum teorisi ile ilgilendi. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdu ve Avogadro sayısının değerini hesaplayarak teorisini test etti. Kuantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisi oldu ve bunu ışıma enerjisine uyguladı. Bu da onun, ışık tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını ve fotoelektrik olayını açıklayabilmesini sağladı.

1905 yılında “Annalen der Physik” dergisinde bu çalışmalarını açıklayan iki yazısından başka, üçüncü bir yazısı daha çıktı ve bu yazıda görecelik teorisinin temelini attı. Teorileri sert tartışmalara yol açtı. 1909′da Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Prag’da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü’nde profesör oldu. 1913′de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsü’nde ders verdi ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildi.Bir bilim adamı olarak 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldı. İlk eşinden Hans ve Eduard isminde iki erkek çocuk sahibi olan bilim adamını 1914 yılında eşi terk etti. Birinci Dünya Savaşı nedeniyle yiyecek kıtlığı sırasında mide ağrıları çeken bilim adamına kuzeni Elsa bakmış ve ikinci defa kuzeni Elsa (takma ismi Else) ile evlenmiştir.

Yabancı ülkelere birçok gezi yapmakla birlikte 1933′e kadar Berlin’de yaşadı. Almanya’da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya’dan ayrıldı. Paris’te College de France’ta ders verdi; burdan Belçika’ya oradan da İngiltere’ye geçti. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study’de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçti.

Küçük oğlu Eduard akıl hastalığı nedeni ile Zürih yakınlarında bir bakım evinde hayatını geçirmiş; büyük oğlu Albert, babası ve annesinin karşılaştığı Zürih Polytechnic’te mühendislik okumuş ve daha sonra University of California, Berkley’de profesörlük yapmıştır. 1955′de Princeton’da ölmüştür; oğlu Albert yanında bulunmuştur.

Üvey kızı Margot Einstein, bilim adamının kişisel mektuplarını özenle herkesten saklamış ve kendisinin ölümünden 20 yıl sonra daha saklı kalmasını vasiyet etmisti. Günümüzde Princeton Üniversitesi tarafından basılan bu mektuplar bilim adamının gizli kalmış özel yaşamı hakkında ilginç bilgiler sunmaktadır.

Buluşları

Einstein’ın fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi. Kendisi özellikle zaman ve uzay için düzenlenmiş bağlılık İzafiyet Teorisi ile tanındı.

Bu teori üç bölüme ayrılır:

1-Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren Özel Görecelik (1905);
2-Eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren Genel Görelilik (1916);
3-Elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri.

İlk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar. Einstein atom ile ilgili olarak: “Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar.” demiştir. Ayrıca birçok kişinin ilgisini çeken “Neden Sosyalizm?” adlı yazısı Monthly Review adlı aylık dergisinin, ilk sayısının, ilk yazısıdır.

Sonraki yazılar »