Önceki bölümlerde (bir önceki yazı için TIKLAYIN) sorunlara üniter devlet yapısı çerçevesinde yaklaşmam; kimilerine devletçi, makyavelist, belki de şovenist gelmiş olabilir.
Öncelikle amacımın her hangi bir siyasi ideolojinin gizli propagandasını yapmak veya farklı siyasi görüşleri aşağılamak olmadığını belirtmek isterim. Gerçekçiliğin beni pençesine aldığını kabul edebilirim, ancak günümüzde küresel, ülkesel ya da kendi özel hayatımıza dair sorunlara da gerçekçi bir yaklaşımla daha kolay çözümler bulabileceğimiz kanısındayım. Bu yazımda da amacım; kendimce korumaya çalıştığım değerlerden ve gerçeklerden kopmadan son değerlendirmelerimi yapıp, ardından da kendimce ürettiğim ya da öğrenip benimsediğim bazı çözüm önerilerini paylaşmak isterim.
Şimdi öncelikle; normalde, kuvvetlendirilmiş(!) yerel idare, özerklik ve son olarak da bağımsızlık şeklinde birbirini takip eden birkaç ayrı başlık altında toplayabileceğimiz, fakat özünde aynı olan son olağan üstü talebi inceleyelim.
Ayrılıkçı Diaspora
Bu diasporanın ve onun beslediği ideolojik hareketin temellerinin, 1. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında oluşturulduğunu dizinin ilk yazısında belirtmiştim. (okumak için tarihi-anatomi” target=”_blank”>Tıklayın) Bu diaspora; günümüz mezopotamya topraklarının bir kısmını içerisine alan hayali bir haritada, sözde Kürdistan(!) devletini kurma amacını gütmektedir. Dört ayrı devletin topraklarında ve yine bu dört ayrı devletten bağımsız bir ülke… Her ne kadar Irak şu an işgal altında, bölünebilir bir halde ve kuzeyinde özerk bir Kürt bölgesi kurulmuş olsa da; ülkemizin de aralarında bulunduğu diğer 3 devletten herhangi birinin böylesine ütopik bir hayali bırakın kabul etmesi, bu fikre sempatiyle bakması bile olanaksızdır. Zaten hem ülkemizde, hem de İran’da bu hayalin peşindeki terör örgütüyle mücadele en ciddi biçimiyle yıllardır sürmektedir.
Ülkemiz; Misak-ı Milli anlayışı ile sınırlarının büyük çoğunluğunu Lozan Antlaşması ile belirlemiş ve 100 yıla yaklaşan tarihi boyunca da her hangi bir tavize olanak vermeyen temel bir politika gütmüştür. Günümüzde ve umarım gelecekte de sınırlarımızı değiştirmek gibi radikal bir isteğe, ne devletin yapısı ne de halkımızın iradesi izin verecektir.
Buraya kadarki bölümde; olağan ve olağanüstü talepleri değerlendirmeye çalıştım, tatmin olduğunuzu umarak izninizle çözüm önerilerine geçmek isterim.
Çözüm önerilerinin yer aldığı son yazımda buluşmak üzere.
İlginizi Çekebilir










